Archive | Haziran 2012

Şiş Kebap Tarifi

Malzemeler

  • 1 kg dana antrikot
  • 200 gr.kuyrukyağı
  • 1 büyük çay bardağı sıvıyağ veya zeytinyağı
  • 2 çorba kaşığı kekik
  • 1 çorba kaşığı pulbiber
  • 1 su bardağı süt

Yapılışı

  • Eti kuşbaşı doğrayın,yıkadıktan sonra kanı süzülene kadar yarım saat süzgeçte bekletin.Yağ,süt,baharatlar ile karıştırın.Buzluktan çıkardığınız kuyrukyağının 100 gramını etin içine rendeleyin,eti elinizle yoğurun.
  • Etinizi bir gece dolapta bekletin.Mangal ateşine koyacağınız zaman,diğer kalan kuyruk yağını küçük küçük doğrayın.Etleri birbirine çok yapışmayacak şekilde şişlere dizin.Her bir şişe,etlerin arasına 3 adet kuyruk yağı parçası dizin.
  • Hazırladığınız şişlere tuz serpin ve harlı olamayan köz ateşinde çok kurutmadan pişirin.Lavaş ve pilav ile servis edin
  • Lavaş için;3 su bardağı un,bir çay kaşığı tuz,bir çay kaşığı maya ve ılık su ile kulak memesinden daha yumuşak bir hamur yoğurun.Lahmacun inceliğinde açın.Teflon tavada,harlı ateşte hızlıca pişirin.

 

Reklamlar

Zeytinyağlı Biber ve Patlıcan Dolması

Bu dolmaları henüz 18 aylık olan kızımla beraber hazırladık:) Minicik elleri ile doldururken fotoğrafınıda çektim sizin için.Yaklaşık 6 tanesini o doldurdu.Tabi fotoğraflar ilk dolmadaki çekimler,en sonraki halini görmek istemezdiniz:) Doğruca banyoya koşmak zorunda kaldık.

Sonuçta minik meleğim bir buçuk yaşında dolma doldurmayı öğrenmiş oldu.

Malzemeler

  • 3 su bardağı pirinç
  • 1 kg soğan
  • 5 adet orta boy domates
  • 1 demet maydonoz
  • 1 yemek kaşığı nane
  • 1 yemek kaşığı reyhan
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 tatlı kaşığı pulbiber
  • 1 tatlı kaşığı karabiber
  • 2 yemek kaşığı salça
  • 1 su bardağından az zeytinyağı

Yapılışı

  • Zeytinyağında küp küp doğradığınız soğanları kavurun.Salçayı ekleyin ve karıştırın.Yıkanmış pirincinizide ekleyin ve pirinçleri çok kurutmadan kavurun.Domatesleri rendeleyin,pirince ekleyin,karıştırın.Baharatları,tuzuve maydomozu ekleyin,karıştırın.
  • İki su bardağı sıcak suyu koyduktan sonra suyunu çekene kadar pişirin.Yarım saat dinlendirdikten sonra,oyulmuş biber ve patlıcanlarınızın içine bir tatlı kaşığı ile yarıdan biraz fazla olacak şekilde doldurun.Doldurduğunuz biber ve patlıcanları,tencereye dik bir şekilde dizin.Dört çorba kaşığı zeyinyağı ve bir tatlı kaşığı tuz ekleyin.Üzerine çıkmasına iki parmak kalacak kadar sıcak su ekleyin.Orta ateşte pişmeye bırakın.Suyunu çektikten sonra çatalla kontrol edin,eğer biber pişmisse ocaktan alabilirsiniz.

Evde Kolay Krem Şanti Yapımı

Bu da ikinci kremşanti tarifim.Önceki verdiğim tarif ile arasında çok fark var tabi.Bunu yumurta  akı ile yapıyorum ve yağ koymuyorum.

Normal bir kremşanti tadında olmuyor tabi.Daha çok pasta süslemeleri için kulllanıyorum.Görünüşü krem şantiden farksız oluyor.

Malzemeler

  • 3 adet yumurta akı
  • 1 çay bardağı pudra şekeri
  • 2 paket toz vanilya

Yapılışı

  • Bütün malzemeleri karıştırın,mikser ile yüksek hızda iyice katılaşana kadar çırpın.Porselen veya cam bir kase kullanın.

Zeytinyağlı Yaprak Sarma

Zeytinyağlı sarma yapacağım zaman,hazırladığım içi iki katı yapıyorum.Eşim ve çocuklarım pilav olarak tüketiyorlar:) Eşim eve geldiğinde sarma yapmamdan çok arta kalan iç pilavına seviniyor.

Tokattan Ugandaya gelen salamura yaprağım ile yaptım bu sarmalarımı.Taze yapraktan ziyade salamuranın sarmalarını daha çok seviyoruz.Zaten istesekte Ugandada taze yaprak bulamayız:)

Malzemeler

  • 1 kg kuru soğan
  • 3,5 su bardağı pirinç
  • Yarım su bardağı zeytinyağı
  • İki kaşık domates salçası
  • 1 çorba kaşığı nane
  • 1 dolu tatlı kaşığı tuz
  • 1 çorba kaşığı kuru reyhan
  • 1 dolu tatlı kaşığı pul biber
  • 1 büyük demet maydonoz
  • Sarma pişerken üzerine koymak için 2 adet limon
  • 1 kg yaprak

Yapılışı

  • Soğanı küp küp doğrayın,zeytinyağında kavurun.Salçasını ekleyin kavurun.Yıkamış olduğunuz pirinci ekleyin ve birazda pirinci kavurun.bütün baharatları,tuzu ve maydonozu ekleyin.Bir buçuk su bardağı sıcak su koyun,kapağını kapatın.Suyunu çekene kadar pişirin.Yarım saat dinlenmesini bekleyin.
  • Diğer tarafta yıkadığınız yaprakları eğer tuzlu ise bir saat suda bekletin.Sarmanın içi dinlendikten sonra karıştırın.
  • Yapraktan bir tane alın,eğer yaprağınız büyükse,bir dolu tatlı tatlı kaşığı iç alın yaprağa yanlamasına serin.Önce ön kısmını,sonra yan kısımlarını kapatın,Parmaklarınızla hafif sıkarak sıkı bir şekilde sarın.
  • Sarma işlemi bittikten sonra,tencerenin dip kısmına iki kat yaprak serin.Sarmaları dik dik duracak şekilde tencereye dizin.Bu şekilde hem sarmaların şekli bozulmuyor,hemde tencere daha çok sarma alıyor.İki adet limonun kabuklarını soyun,halka halka doğrayın.sarmaların üzerine serin.Yarım çay bardağı zeytinyağı ve bir tatlı kaşığı tuz ekleyin.Sarmaların arasından görünecek kadar su ekleyin.(su yüzeye çıkmayacak)Orta ateşte pişmeye bırakın.Suyunu çekince kontrol edin.Eğer sarmalar pişmişse ocaktan alın.Pişmemişse sıcak su ekleyip tekrar pişirin.

Evde Krem Şanti Yapımı

Sonunda başardım:) Uzun zamandır toz kremşantilerin içinde ne var veya pastanedeki kremşantileri  nasıl yapıyorlar çok merak ediyordum.Çok araştırdım ama beni tatmin eden bir sonuç bulamadım.

Geçen gün ‘krem şanti nasıl yapılır’ biraz araştırım.Süt kreması ile yapılan tariflerdi hep.Süt kreması nedir neyden yapılır onuda bilmem.Bende,bugün bu işi başaracağım dedim, sıvadım kolları girdim mutfağa :)Tabi pastanedeki kremşantiler özel makinelerle yapılıyor.Ben mikserle kıvama getirmeye çalıştım,ancak bu kadar oldu.

İlk deneme son saniyeye kadar başarılıydı.Mutluluktan uçarken bir anda şanti kesildi.Sonradan anladımki asıl püf noktası buradaymış.Kremşanti kıvamına geldikten sonra biraz daha katılaşması için fazla çırpmak istedim.İki saniyede bir anda kesildi.

Hemen ikinci kez yapmaya başladım.Bu defa daha dikkatliydim,çok güzel oldu.Esmer şeker ve tereyağı kullandığım için şantinin rengi krem oldu.Bende kakaolu yapmak zorunda kaldım.Kalorisinin düşük olması için yağ oranını azalttım,çok katı olmadı.Şekil vermekte kolay olmadı tabi.Yağınızı ne kadar çok kullanırsanız şantiniz o kadar katı olur.

Pastanelerde yapılan şantilere ‘bir litre süte 450-500 gram katı yağ’ kullanıyorlar. Bende bundan yola çıkarak göz kararı koydum.

Malzemeler

  • 1 ,5 su bardağı süt
  • 1oo gr tereyağı
  • 1  su bardağı şeker
  • 3 yemek kaşığı nişasta
  • 2 tepeleme yemek kaşığı kakao
  • 2 çay kaşığı sıvı vanilya

Yapılışı

  • Süt,tereyağı,nişasta,kakao ve şekeri bir tenceye alın,topak kalmayana kadar çırpma teli ile karıştırın.Ocakta muhallebi kıvamına gelene kadar pişirin.Ocaktan alın ve muhalebi ılık olana kadar mikserle yaklaşık 10-15 dakika çırpın.Bir süre buzlukta beklettiğiniz soğuk çelik tencereye,çırptığınız muhallebiyi boşaltın.Kapağınıda kapatın ve buzlukta yaklaşık 1 saat bekletin.
  • Buzluktan çıkarın.Krem şanti kıvamına gelene kadar çırpın.Bir kaç saniye yeterli olabilir.Çok fazla çırpmayın kesilmesin.Bir gece dolapta bekletin.Kremşantiniz hazır.

Not:Bu tarifi yaptıktan sonra toz kremşantilerin içinde ne olduğunu daha çok merak ettim.İçinde ne olabilirki süt ile birleştiğinde o kıvamı alsın.Bilgisi olan var ise bizimle paylaşsın lütfen.

Sebzeli Süzme Mercimek Çorbası

Bugünlerde yoğunum,Türkiyeden misafirlerim geldi.Tariflerimde birikti ama yazmaya vakit bulamıyorum malesef.İki gündür yeni tarif ekleyemedim.Hazır çocuklarım uyumuşken bende,gecenin bir yarısı bari kolayından bir çorba tarifi yazayım dedim.

Kırmızı mercimek çorbasını genelde bende herkesin yaptığı gibi yapıyorum fakat,sebzeleri çiğden eklemiyorum.O zaman yerken sebze kokusu almıyoruz.Çorbada sebze kokusundan pek hoşlanmıyoruz.

Malzemeler

  • 1,5 su bardağı mercimek
  • 1 adet orta boy soğan
  • 1 adet orta boy patates
  • 1 adet orta boy havuç
  • 2 çorba kaşığı tereyağı
  • Yarım çay bardağı zeytinyağı
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 1 çay kaşığı pulbiber
  • 1 dolu tatlı kaşığı tuz
  • yarım yemek kaşığı salça
  • 2 litre sıcak su

Yapılışı

  • Soğan,patetes ve havucu soyduktan sonra hepsini rendeleyin ve bir tencereye alın.Tencereye tereyağını ve zeytinyağıda ekleyin,sebzeler iyice kavrulana kadar kavurun.Kavrulduktan sonra salçayı ekleyin,salçayıda kavurun.Baharatlarını ekleyin ve daha önce yıkamış olduğunuz mercimeği tencereye alın.
  • Sıcak suyuda tencereye koyduktan sonra tuzunuda ekleyin ve kısık ateşte pişmeye bırakın.Mercimek pişmeye yakın çok koyu oldu ise çok az daha kaynamış su ekleyebilirsiniz.Çorba piştikten sonra çorbayı süzgeçten azar azar bir kaşıkla ezerek geçirin.Kalan beyaz pütürleri çorbaya eklemeyin.Süzme işlemi tamamlandıktan sonra sakın çorbaya daha su koymayın,bütün özelliği ve tadı gidiyor.

Kaç Süslü Teyze Bir Anne Eder?

Ağlayarak okuduğum bu yazı beni çok etkiledi.Bütün anneler okusun lütfen.Keşke çocuklarımızın dünyasında olup bitenlerden her zaman haberdar olsak.

30 yaşında evlendi. 5 yıl sonra  bir çocuğu oldu. Çocuk 1 yaşına geldi. Doğum izni bitti. Kariyerine devam etmesi lazımdı. Onca yıl çalışıp çabalamıştı. Emeklerini heba edemezdi. Çok acil bir kreş araştırmasına girdi. Onlarca kreş içinden hangisini seçseydi acaba? Çalışma saatlerine uyması lazımdı. Sınıflar kaç kişilikti? Kaç öğün yemek vardı? Sınıflar sıcak mıydı? Hafta sonu eşiyle bir yemeğe gidecek olsa mesela, çocuğu kreşe bir kaç saatliğine bırakabilir miydi?

Ona sordu, buna sordu ama evladına sormadı…

26 yaşında ev hanımıydı. İlk çocuğu 3 yaşındayken, ikinci çocuğu doğdu. Dışarda çalışmıyordu ama ilk çocuğa vakit ayıramıyordu. Evin işi bitmiyordu. Çocuk kendisine daha bir düşkün olmuştu sanki. Kardeşini kıskanıyordu. Bütün gün onlarla ilgileniyordu. Yaptığı temizlik bile kendini göstermiyordu. Arkadaş toplantılarıda sekteye uğramıştı. Ne oturduğundan, ne konuştuğundan bir şey anlamıyordu. İlk çocuğu kreşe verse rahatlıyacaktı. Bütün gün faal olan bir kreş bulmalıydı.

Eşe sordu, dosta sordu ama çocuğuna sormadı…

Sosyal bir derneğin faal  üyesiydi. Çocuğu doğduktan sonra eve kapanmak ona çok zor gelmişti.  Çeşitli organizasyonlarda o hep başroldeydi. Tanınan ve aranan biriydi. Geniş bir çevreye sahipti. Evet bir müddet evde olmak zorundaydı. Ama yıllarca buna katlanamazdı. Annesi yakında değildi, kayın validesine güvenmiyordu. Çocuk biraz kendini toparlayıp ayaklanınca kreşe vermek şarttı.

Pedagoga sordu, psikologa  sordu, ama çocuğuna sormadı…

Dini değerlerine çok bağlı bir hanımdı. Haftanın en az beş günü katıldığı sohbetler, tefsir, siyer dersleri, Arapça, Osmanlıca kursları vardı. Müslüman bir hanım kendisini yetiştirmeli, ilmine ilim katmalıydı. Sıkça yapılan hayır kermeslerine katkıları büyüktü. Bir çok kapıyı çalar bilfiil yardım toplardı. Bebeğinin emzirme süresini yoğun temposundan dolayı tamamlayamamıştı. Sohbetlerde çocuk kabul etmiyorlar, kabul etseler bile çocuk sıkılıyor, ağlıyor durmuyordu. Şöyle çocuğa bakacak, hemde  islami  eğitim verecek bir kreş bulsaydı ne iyi olurdu. Kuran öğrenirdi çocuk. Birazda Esma-ul hüsna… Ve vicdanını sükuna erdirecek bir dolu şey…

Kitaplara sordu, hocalara sordu, ama çocuğuna sormadı…

Henüz cümlelere yetecek kadar kelimeleri olmayan küçücük bir çocuktu. En çok “Anne” demeyi severdi. En iyi bildiği kelimede oydu zaten. Bir sabah kimseye anlatamayacağı, büyüklerin asla göremeyeceği renkli rüyasından dürtüklenerek uyandırıldığı zamanda, “Ne oluyor?” demeye kelimeleri yetmemişti. Annesi niçin böyle aceleciydi? O hızlı tempo içersinde söylenen bir kaç süslü söz neden çocuğu rahatlatmamıştı?

Aceleyle ağzına sokuşturulan bir kaç lokmayı hiç yemek istememişti. Yüzü yıkandı, saçı düzeltildi. Cici kıyafetler giydirdi annesi. Dışarıdan bir korna sesi geliyordu. Annesi merdivenlerden koşar adımlarla indirdi onu. Kapının önünde büyükçe bir araba duruyordu. Tıpkı büyük bir oyuncak gibiydi. Annesinin yüzüne gülümseyerek baktı ve  ”Attaaa!” dedi. “Evet” diyordu annesi, “attaya gidiyorsun”. Arabanın içinden çıkan süslü bir teyze kollarını uzattı. “Hadi gel bakalım” dedi. Annesinin kollarından koparılarak alındı sanki. Annesi el sallıyor “by, by” diyordu. Hayır! Bu atta olamazdı. Attalar hep mutlu etmişti onu. Annesi yanında olur, sıcağını hissettirirdi ona. Arada bir kızsa bile yine gider huzuru annesinde bulurdu…

Yol boyunca çok ağlamıştı. Sürekli “Tamam sus artık” demişti süslü teyze. Daha önce hiç görmediği bir yere götürdüler. İçeride bir sürü tanımadığı çocuk vardı. Bir çok da oyuncak… Ama annesi neden yoktu? Sevdiği oyuncaklar, dişlediği bez topu, ayıcığı, kendi yatağı, anne sıcağı… Annesizliğini ona bildiği kelimelerle kim izah edebilirdi?

Ağlaması dursa da içlenip dudak bükmeleri akşama kadar devam etti. Süslü teyze devamlı şöyle yap, böyle yap diyordu. Çok sıkılmıştı…üç gün, beş gün… ne zaman bitecek demeye de yetmedi kelimeleri. “Evimi istiyorum”, “annemi istiyorum”, “gitmem bir daha!” diyemedi. Gözyaşlarına sığdırdığı feryatlarını kim anlayabilirdi?

Babası anlamadı, annesi anlamadı, süslü teyze anlamadı dilinden…

Bir çocuk ne zaman ayrılmak isterdi annesinden? Her sabah kan uykudan uyandırılıp, ağlayarak annesinden ayrılmaya kaç ay, kaç gün dayanabilirdi? Kim annesi gibi bakardı gözlerine…Kim annesi gibi “yavrum” derdi? Kaç süslü teyze, bir Anne ederdi?

Birde ona sorsalardı, okuyabilselerdi gözyaşlarını…Kelimeleri yetse çok şey anlatacaktı…

Falana soruldu, filana soruldu, az bilene, çok bilene soruldu ama ona sorulmadı….

Cahide Sultan